TÜFE PİYASA VE PAZAR FİYATLARIYLA ÖRTÜŞMÜYOR

14 Eylül 2020 Pazartesi 13:49

TÜFE PİYASA VE PAZAR FİYATLARIYLA ÖRTÜŞMÜYOR

Ağustos’ta aylık yüzde 0,86, yıllık yüzde 11,77 olarak açıklanan TÜFE, piyasa ve pazar gerçekleriyle örtüşmüyor. Eylül ayından itibaren çok daha sert enflasyon artışlarının işaretlerini veriyor!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustosta aylık TÜFE enflasyon artışını yüzde 0,86 olarak açıkladı. Beklentilerin aylık yüzde 1-1,5 düzeyinde olmasına karşılık yüzde 1’in altında açıklanan aylık artış sonrasında geçen yılın aynı ayına göre yıllık enflasyon yüzde 11,77 olarak duyuruldu. Buna karşılık Merkez Bankası’nın enflasyon öngörülerinde belirleyici olan çekirdek enflasyonun yüzde 11’i aşması yanında, Yİ-ÜFE artışın aylık yüzde 2,35’e, yıllık 11,53’e yükselmesi, önümüzdeki eylül ayından itibaren enflasyonun daha sert şekilde yükseleceğinin işareti.

Ağustos ayının son haftasında tırmanışa geçerek 7,45 TL’ye kadar yükselen kur artışları ve bundan kaynaklanan maliyet artışları açıklanan enflasyon rakamına yansımadı. Nitekim Yİ-ÜFE’de aylık artış yüzde 2,35 iken TÜFE’de aylık enflasyonun bunun üçte biri düzeyinde ve yüzde 0,86 olarak açıklanması, üretici fiyatlarındaki yükselişin perakende fiyatlara yansımadığını gösteriyor. 30 Ağustos’ta otomobillerden alınan Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) Cumhurbaşkanı kararıyla yüklü miktarda artırılarak hemen yürürlüğe konulması da ağustos enflasyonuna yansımadı. ÖTV artışından sonra hemen tüm otomobil fiyatlarında yüzde 35-50 düzeyinde zam ve fiyat artışları oldu. Dolayısıyla kur, üretici enflasyonu ve ÖTV zamlarından kaynaklanan enflasyon artışı Eylül ve izleyen aylarda gerçek yansımasını gösterecek.

MB, politika faizini dört aydan bu yana yüzde 8,25’te sabit tutarken, dolaylı yöntemlerle, geleneksel aylık repo ihalelerinde ise yüzde 10 dolayında bir faizle bankaları fonluyor. MB’nin örtülü faiz artışlarıyla yüzde 10 düzeyine çıkarttığı fonlama faizi de yüzde 8,25’te sabitlediği politika faizi de belirttiğim unsurların henüz yansımadığı yüzde 11,77’lik enflasyon karşısında negatif halde. Fonlama faizi enflasyonun yaklaşık 2 puan, politika faizi de yaklaşık 4 puan enflasyonun gerisinde. O yüzden de hem TL mevduatı hem de TL yatırım araçları enflasyon karşısında cazip olmaktan çıkmış durumda, yatırımcılar da dövize ve altına hücum ediyor. Bu sürdürülemez bir tablo. Ağustos aynıda enflasyonun yüzde 12’ye yaklaşması iktidarın ve ekonomi yönetiminin iddia ettiği gibi yılın tek haneli enflasyonla kapatılması ihtimalini de tümüyle ortadan kaldırdı. Dört ayda aylık enflasyon sıfır bile olsa 2020 yılı yüzde 11,77’lik oranla kapanacak. Dolayısıyla tek haneli enflasyon iddiasının tutturulabilmesi için dört ay boyunca aylık enflasyonun ekside olması, fiyatların düşüşe geçmesi ve TÜFE’nin en az 3 puan gerilemesi gerekiyor. Oysa mevcut tablo Eylül ayında en az yüzde 1,5-2 düzeyinde bir aylık enflasyon artışının olacağını, büyük ihtimalle Ekim ve Kasım aylarında da gidişin yukarı yönlü gerçekleşeceğini gösteriyor.

MB'nin ve bankaların eksi rezerv tablosu, ihracat gelirlerindeki azalmayla tetiklenebilecek yeni bir kur ve döviz krizi ve salgındaki hızlı yükselişle ekonomide yeniden kısmi bir kapanma döneminin yaşanması durumunda ise yılsonunda hem çift hanede hem de yüzde 14-15’in üzerinde bir enflasyonun yaşanması ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerekiyor.