Altan Akçakese

SABIRLI OLMAYI SEVERİM AMA SABIR TAŞI DEĞİLİM

Altan Akçakese / Çizgi Üstü
1 Temmuz 2021 Perşembe 17:28

SABIRLI OLMAYI SEVERİM AMA SABIR TAŞI DEĞİLİM

Meslek gereği, bazen de mesleğin gereklerinin dışında hırçınlaşabilirim.

O hırçın hallerim, benimle aynı düşüncede olan kim varsa hepsini memnun eder.

Onların memnun olması ise benim duygularımın değişmesine sebep teşkil etmez.

Ancak, aynı hırçın hallerim, başta en büyük ağabeyim olmak üzere aile bireylerimi üzer. Beni susturmaya ve durdurmaya çalışırlar. Zaman zaman gerginlikler yaşarız dünyamızda. Ne kadar uğraşsalar beni istedikleri hale getiremezler.

***

Bugünlerde o hırçın halimden pek eser yok. Çekincelerim olduğu için değil bu ruh değişikliğim. Bazen, yaşadığınız topluma doğruları anlatamazsınız. Dolayısıyla da hırçınlığın veya yel değirmenleriyle mücadele etmek gibi tezahür edilebilecek beyhude uğraşların gereği kalmaz.

Elbette bunu; “Alemin delisi ben miyim?”, gibi bananeci bir tavrın arkasına saklanmak gibi de görmemek lazım.

Bıkkınlık da değil.

Adına ne koyarsanız koyun bu halin, tek bir şeyin değişmediğini rahatlıkla görebiliyorum.

Ailem…

Onlar mutlular.

Herkes bu günlerdeki halet-i ruhiyemden memnun.

***

Açıkçası biraz kendi dünyamda yaşıyorum bazı şeyleri. Ofisimin şeklini değiştirdim, evimin iç dekorasyonuyla uğraşıyorum. Bir şeyler değişirse, belki ben de kolaylıkla değişebilirim, diyorum.

Kavgalardan; hatta gürültüden bile uzak durmaya gayret gösteriyorum.

Ama…

***

Bütün bu gayretlerime rağmen, birileri benimle ilgili tasarruflarının peşinde koşmak için gayret gösterebiliyorlar.

Kesinlikle onları engelleyemem. Herkes kendi dünyasında doğru bildiğinin peşinde gidecektir.

Gitmelidir de…

Onların bunu yaparken ortaya koydukları ne varsa, tamamı ya da bazıları benim canımı da yakabilir.

Canımızın yanması da alıştığımız bir durumdur.

Sabır gösterebilirim.

Dert etmem.

Sabır güzel şey.

Bittiği yere kadar kuşkusuz.

***

Halk tabiri ile ifade etmek gerekirse, uslu uslu oturduğum günler.

“Aman dünya varmış!”, deriz ya hani.

Öyle bir şey.

Birileri bu halimize aldanıyor; duyuyorum, görüyorum.

Gülüp geçtiğim günler de oluyor, uykumu bölecek kadar kafaya taktığım geceler de…

Dediğim gibi; sabrın tükendiği yere kadar güzel her şey.

***

Kendi canımdan korkmam.

Kendi hayatımdan da…

Allah kimseyi evladıyla sınamasın.

Benim yüzümden hayatlarını olumsuz bir yöne götürecek kişi ve olaylardan da Allah’a sığınıyorum.

Bunun dışında olan ya da olabilecek her şeye eyvallah.

İşte bu sebeple, benimle ilgili bir tasarruf peşinde olanlar varsa -ki biri var- aman, diyorum.

O tasarrufa giderken daha dikkatli olmak gerekecek.

***

Hayatta en güzel his; insanların yüzlerine bakarak konuşabilmekle; biri hakkında söylenmiş bir sözden dolayı, o biriyle yüz yüze gelindiğinde başı öne eğecek hale düşmemekle elde edilebilir. Dolayısıyla, yüzüme konuşamayıp arkamdan konuşan birini muhatap alıp ona cevap vermek beni ziyadesiyle zedeler.

Mekanım belli.

Ha mekan belli derken, elbette her buyur edilmek isteyene Allah misafiri diyecek halimiz yok çok şükür.

Bu kadar da tevazu sahibi olmayı beceremedik henüz. Lakin yüzüme sözü olana gönül kapımız ardına kadar açık.

***

Sözün kısasına gelince…

Evet, ağabeyimi üzmek istemiyorum bu günlerde.

Bunu fırsata dönüştürmek isteyen olursa, şimdiden uyarayım; bir yere kadar dayanırım ben.

Bu vesile ile…

Muhterem!

Tasarrufunu yapabileceksen yap.

Hakkımda karar alabileceksen, al!

Canımı yakabileceksen, yak!

Ağa babalarıyla uğraşmakla geçen son on yıla bakınca, sırf o on yıla leke sürmemek adına bile ben öyle herkesi muhatap almam.

Kaseye sinek düştü diye ömrümün sonuna kadar çorbadan tiksinmem.

O kaseyi değiştirmek yeterli.

Hele o kase sen isen, kırar parçalarım; bu da yeterli.

***

Son defa ifade ediyorum.

Sakinlik güzel şey.

Sakin sakin yaşamaya gayret ediyorum.

Ailemle, sevdiklerimle…

Cumartesi günü de nikahımız var Allah’ın izniyle.

Daha ne olsun?

Bizi sevenler de bir süre daha bu sakin yaşantımıza ayak uyduruversin.

Çok bir şey istemiyorum.

Hayata başka bir pencereden bakmayı deniyorum.