Altan Akçakese

KENDİLERİNE BİR KAYNAK DAHA BULDULAR

Altan Akçakese / Çizgi Üstü
14 Eylül 2020 Pazartesi 14:31

KENDİLERİNE BİR KAYNAK DAHA BULDULAR

Vatandaşların BES hesaplarında biriken 154 milyarın şirketlere ucuz maliyetli kaynak olarak kullandırılacağının açıklanması BES yasasına aykırı ama CHP Genel Merkezi dışında bu gerçeği dillendiren kimse de yok.

Aykırılı bir yana aynı zamanda çok tehlikeli bir adım bu adım!

7 Eylül’de Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan toplantıyla kamu bankalarının bünyelerindeki sigorta şirketlerinin tek çatı altında toplanmasını öngören Cumhurbaşkanı Kararı’nın ardından 6 kamu sigorta şirketi tek çatı altında birleştirilerek kamuoyuna tanıtıldı. Ziraat, Vakıfbank ve Halkbank ile Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Emlak Katılım bankalarının bünyesindeki ya da iştiraki olan sigorta şirketleri, hayat ve emeklilik sigortası kuruluşları Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Sigorta adı altında iki kamu sermayeli şirket çatısında birleştirilerek Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) devredildi. TVF böylece Türkiye’deki sigorta prim pastasının yüzde 70 ila 80’lik bir kısmını kontrolüne alan iki çatı sigorta kuruluşunu da bünyesine katarak, yaklaşık 200-250 milyar TL’lik bir kaynağı kontrolüne almış olacak.

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu iç ve dış kaynak sıkıntısı, bütçe kaynaklarının daha yedinci ayda tüketilmesi, Merkez Bankası ve Kamu Bankalarının döviz rezervlerinin eritilmesi nedeniyle Hazine, içeriden TL ve döviz cinsi borçlanmaya hız vermek zorunda kaldı. Bundan sonraki süreçte de atılan bu adımla, TVF’ye kaynak aktararak buradan, iktidara yakın şirketlerin, darboğazdaki kuruluşların düşük maliyetlerle fonlanması, denetimsiz harcama olanağına kavuşulması hedeflenecek.

Cumhurbaşkanının toplantıda yaptığı konuşmada; “Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sistemi'nde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetli büyük bir kaynak sağlanabilecektir” ifadesini dile getirmesi ne kadar Kabul edilebilirdir, bu da ayrı tartışma konusu. Aynı zamanda bu sigorta şirketlerinde bireysel emeklilik sigortası (BES) tasarruf hesaplarında biriken kişisel tasarrufların iktidara yakın şirketlere ucuz kaynak olarak kullandırılmasının planlandığını açığa çıkartırken öncelikle böyle bir uygulamanın BES Yasası’na aykırı olduğu gerçeği de tartışma götürmez hale geliyor.

BES yasası kamu-özel emeklilik sigortası şirketlerindeki BES hesaplarında biriken tasarrufların nasıl değerlendirileceğini, nemalandırılacağını düzenler. Bu tasarrufların hazine kâğıtlarında, tahvil ve bonolarda, Eurobond’larda değerlendirilmesi hükmü yasada yer alır. Ayrıca hesap sahipleri sigorta şirketleriyle yaptıkları sözleşmelerle BES hesaplarında oluşan birikimlerin değerlendirilmesi için portföy anlaşmaları yapmıştır. BES sahiplerinin iradesi dışında, birikimlerinin şirketlere, özel sektöre, müteahhitlere düşük maliyetli, uzun vadeli kredi olarak kullandırılması, bu kişilerin tasarruflarına iradelerine ve onaylarına aykırı şekilde, yasa dışı biçimde el konulması anlamına da gelecektir. Böyle bir adım, giderek, bankalardaki mevduat hesaplarına da gerektiğinde el konulabileceği yönünde oldukça tehlikeli bir algıyı pekiştirecek, bankalardaki mevduatların hızla çekilmesinin yolunu açacaktır. Kaldı ki, Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları sonrasında bile BES hesaplarının kapatılarak tasarrufların çekildiği, BES sisteminden çıkışların hızlandığı yönündeki haberler medyaya yansıdı bile. Geçtiğimiz Mayıs ayında milyonlarca işçinin gelecek ve emeklilik güvencesi olan Kıdem Tazminatı için bir fon kurmaya girişen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Albayrak işçi ve işveren sendikalarıyla toplantılar yaparak onları ikna etmeye çalışmıştı; lâkin üç büyük işçi konfederasyonu da Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasına ve işçilerin tazminatlarının buraya aktarılarak 60 yaşına kadar birikimlerini çekme imkânının kaldırılmak istenmesine sert tepki göstermişler, genel greve gideceklerini ilan etmişlerdi. Bunun üzerine de iktidar, Kıdem Tazminatı Fonu tasarısını geri çekmek zorunda kalmıştı. Muhtemelen 4 milyona yakın kamu çalışanı için artık kendi seçtiği bankanın BES sigortası şirketinde hesap açtırmak yerine kamuya ait ve TVF kontrolündeki Türkiye Hayat ve Emeklilik şirketine geçmek zorunlu hale getirilecek. Bunun yanı sıra iktidarın, siyasi gücünü kullanarak, özel sektörü ve büyük holdinglere de çalışanlarının BES hesaplarını TVF’ye devredilen kamu sigorta şirketlerine taşımaları yönünde baskı yapması şaşırtıcı olmayacak. Üç büyük kamu bankası kredi pastasında da son birkaç yıldan bu yana art arda açılan düşük faizli kampanyalarla paylarını yüzde 50-60’ın üzerine çıkarttılar. Şimdi de hayat sigortası, bireysel emeklilik hesapları, diğer sigorta dallarındaki pastanın yüzde 70-80'i kamunun kontrolüne geçmesi planı devrede. BES’lerdeki 154 milyarın yanı sıra hayat, kasko, yangın, trafik vs. dallarında 2019 yılında yaklaşık 70 milyar TL prim üreten sigortacılık sektörünün bu yıl ise prim üretiminin 100-150 milyar TL arasında olması bekleniyordu. Bankaların yanı sıra doğrudan sigorta alanında faaliyette bulunanlarla birlikte 62 sigorta şirketinin yer aldığı Türk Sigortacılık Sektörü’nde artık devletin ağırlığı ve dolayısıyla iktidarın kontrolü ve tekeli söz konusu olacak.

Bu açılardan bakıldığında iktidarın adeta tüm ülke kaynaklarını tükettiği yetmezmiş gibi gözü kara bir şekilde nerede ne bulursa her şeye el koymayı öngören bir “ekonomik çaresizliği” yansıtan ruh hali içinde olduğu da gözden kaçmıyor. İktidar bugüne kadar yaptığı 70 milyar doları aşan tutardaki özelleştirme gelirinin nereye harcandığının hesabını meclise ve millete vermedi. Deprem vergilerinin nereye gittiği bilinmiyor. TVF’ye devredilen 60-70 milyar dolar değerindeki kamu varlığının (TPAO, BOTAŞ, PTT, ÇAYKUR, THY, Türk Telekom hazine hisseleri, Türksat, kamu bankaları) nasıl değerlendirildiği, kaynaklarının nerelere harcandığı, TVF’nin bağımsız denetimden geçmiş bilançosu şeffaf olarak kamuoyuna açıklanmıyor. İktidar, milyonlarca çalışanı zorunlu olarak BES’e katılmaya, asgari ücretliyi bile BES kesintisi ödemeye zorlarken diğer yandan bu paraları ucuz kredi olarak dağıtma planını ilan ediyor. Dünyada bu tarzda kurulan büyük emeklilik fonları var. Almanya’da ve özellikle en başarılılardan bir tanesi Norveç Emeklilik Fonu… Ancak bunlar kaynaklarını ucuz kredi dağıtmak için değil, dünyanın farklı bölgelerinde, ülkelerinde kârlı alanlara, menkul ve gayrimenkul varlıklara yatırıp değerlendirerek, fonun ve katılımcıların kazançlarını artırıyor. Tasarruflarını nemalandırarak, emeklilik tazminatlarının ve maaşlarının yükselmesini sağlıyor. Oysa iktidar, BES hesabı olanların onayını almaksızın, yasayı da yok sayarak tasarruf sahibinin zararına neden olacak adımlar atıyor. Denetimsiz ve şeffaf olmayan şekilde bu kaynakları kullanma niyetinin ardında iktidarın kendisine yakın şirketleri, müteahhitleri besleme amacının yattığı apaçık görülüyor.