Mehtap EROL

HAYATIN BEDELİNİ ÖDEMEK

Mehtap EROL / Anadolu'dan
10 Haziran 2019 Pazartesi 15:56

HAYATIN BEDELİNİ ÖDEMEK

Yaşamın bu yoğunluğunu aslında kendimiz istiyoruz. Hatta seviyoruz. En azından benim için böyle. Bu yaşam mücadelesini sürdürürken ise elbette hepimiz bir şeyler istiyor bir şeyler bekliyoruz. Hayatımızdan her daim beklentilerimiz var. Mutluluk bekliyoruz, huzur bekliyoruz, para kazanmayı bekliyoruz, işe girmeyi bekliyoruz, işimizde yükselmeyi v.s.

Beklentilerimiz daima var. Şimdi bu beklenti kısmının biraz da farklı açılardan analiz edelim. Hedef koymaya gelince de başarabiliyoruz kısmen de olsa. Ancak çoğu zaman değerlerimizi, neleri temsil ettiğimizi, sonraki yıllarda kendimizi nerede görmek istediğimizi, bu noktaya gidilebilmek için neler yapılması gerektiğiniz ise düşünmeyebiliyoruz.

       
Beklentilerimiz, hayallerimiz, hedeflerimiz güzel de... Peki, biz bunun bedelinin ne olduğunu biliyor muyuz?  Ya da biz bu bedeli peşin olarak ödemeye hazır mıyız? 
 
Bedel ödemek kolay bir şey değildir. Sabır ve iç disiplin gerektirir. Neyin bedelinin ne olduğunu iyi bilmek gereklidir. Yolun sonundan ziyade yolda en etkili şekilde gidebilmeyi bilmek demektir. Evlenmeyi ve mutlu olmayı herkes ister ama gerçek mutluluğun bedelinin ne olduğunu ve peşinen ödenmesi gerektiğini kimse bilmez. Mutluluk yolu uzun bir yoldur, mücadele, cesaret ve zaman zaman risk almayı gerektirir. Zorluk ve engeller ile doludur. Yüreğinin verdiği güç ile o engelleri aşabilen kişi en tepe noktaya ulaşabilir. Sabır ister, özveri ister. Karşılık beklemeden vermeyi öğrenmeyi ister. Çocuk sahibi olmayı da herkes ister ama hazır olup olmama durumunu kimse analiz etmez.
 
Fakat ne istersek,  Allah’tan her şeyin hayırlısını istemeliyiz. “İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!” (İsrâ-11).
 
Peki, ne diyoruz? “Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman ediyorum.” Bunu hepimiz diyoruz! Amentüyü okurken, “Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman ediyorum” diyorsunuz... Peki gerçekten, yürekten inanıyor musunuz böyle olduğuna..? Oysa, başımıza bir iş geliyor; “Falanca böyle yaptı da onun için” diyoruz!..
 
Duanın en hayırlısı ve en makbulü Allah’a içten ve samimi şekilde dua etmektir. “Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm” buyuruyor. (Bakara Suresi, 186. ayet)
 
Yaşam hem iyi hem kötü, hem zevk hem acı, hem gece hem gündüz varsa yaşanır. Hem üzüntü hem mutluluk, hem rahat hem rahatsızlık olmalı. Yaşam bu iki uç arasında gider gelir. 
 
Birey olmak zor iştir. Çapa gösterip, bolca dua edip Rabbim den hayırlısını isteyip, elimizde olanla mutlu olmalıyız ve hayatın tadını çıkarıp, Rabbime şükretmeliyiz.
 
Hayat bir etki tepkidir. Etkileşim halinde olan tüm cisimler birbirine kuvvet uygular. Her etki kuvvetine karşı eşit ve zıt yönlü tepki kuvveti vardır. Etki ve tepki kuvvetleri aynı büyüklükte ve zıt yönlü olmasına rağmen farklı cisimler üzerine etki ettiği zaman birbirlerinin etkisini yok etmezler. Futbolcunun topa etkisi kadar top da ayağına tepki gösterir. Dünya Ay’ı çeker. Ay da Dünya’yı eşit ve zıt kuvvetle çeker.
 
Sağlığımıza dikkat etmezsek, hastalıkla bedelini öderiz. Başarıyı yakalamaya çalışmazsak, parasızlıkla, mevki kaybıyla bedel öderiz. İnancımıza dikkat etmezsek, hayatımızdaki olumsuzluklarla bedel öderiz. 
 
Düşünmeksizin bedel yatırımı yapmadan, diğer tarafın da karşılık verebilmesi için marifet sahası bırakmak gerekir. Kişinin sahiplenmesi ödediği bedel kadardır. Çok olan hiç bir şey değerli değildir. Az ve tadında olan şeyler daha değerlidir. Döngü hep böyle işler.
 
Bir kişiye, bir olguya bağımlı olmak yerine diğer tarafında bedele karşılık verebilecek emek vermesini sağlamak, nankörleşmesini engelleyecek kadar sınırlı davranmak gerekir diye düşünüyorum.
 
Bedel en iyi geçmişe doğru okunur, anlaşılır, tartılabilir. Bir bakıma geçmiş, hafıza, asıl geçmiş zamanın hangi bedel karşılığında yaşandığını da gösterir. İnsanların kazandıkları, kaybettikleri, hayalleri, mutsuzlukları bu değer çarpanında karşılık bulur.
 
Her şeyin bir bedeli vardır. Ve her bedel günü gelince ödenir.
 
Sevgiyle kalın…