Altan Akçakese

ESKİDEN…

Altan Akçakese / Çizgi Üstü
29 Ekim 2020 Perşembe 13:40

ESKİDEN…

Cumhuriyet’in ilanının 97. yılı.

*

Şöyle kutlanacak, böyle kutlanacak… derken…

“Kısıtlı katılımla…”, dedikleri türden törenlerle kutlanıverdi bir bayram daha.

*

Son yıllara bakıldığında,

Ülkeyi yönetenlerin; “katılmamak için bahane üretmeye çalıştıkları” birbiri ardına özel günler yaşadık.

Birkaç sandalyeye oturtulup birkaç dakikalık program (!) izletilenler doldurdu (!) alanları.

Ne 23 Nisanları çocuklar kutlayabildi,

Ne de 19 Mayısları gençler!

Ne gururlu bakışlarıyla görmeye alıştığımız askerler geçti önümüzden 30 Ağustoslarda,

Ne Atatürk’ün çocuklarını gördük 29 Ekimlerde alanlarda peşi sıra…

*

2019 Mart’ından bu yana da “pandemiye” takıldı canım güzellikler.

Aslında belki de iyi oldu;

Törenlerine katılmamak için,

Bahane üretmeye de gerek kalmadı.

*

Eskiden…

Evet eskiden bir başka kutlanırdı bayramlar.

Hele 29 Ekimler.

Birileri o günlerde bayram törenlerine katılımın zorunlu kılındığını iddia edip dururlar hala.

Gülelim mi ağlayalım mı?

*

Evet, öğrenciler için zorunlu tutulurdu bir nevi.

Doğrudur.

Zorlu da geçerdi hazırlıklar.

Zaman zaman sıcağın,

Zaman zaman yağmurun karşısında yorulmadan yapardık o hazırlıkları.

*

Ama bugün birilerinin anlayamadığı gerçekleri

Güzellikleri yaşıyorduk biz o bayramlarda.

*

Evet, eskiden bayramlar daha coşkulu olurdu.

Hele 29 Ekimler…

Çünkü o bayramlar;

Topraktaki ürününü düşünmeyi bırakıp eline bayrağını alıp alanlara koşan çiftçi Ahmet Ağabey’in bayramıydı.

Dua ile girdiği madenden yine dua ile çıkan madenci Recep Ağabey’in…

İneğinden sağdığı sütü,

Kapı kapı dolaşıp satan Emine Nine’nin,

Onun küçük torunu Resul’ün…

Bayramda bando takımını izleyip ağabeyini alkışlamak için sabırsızlıkla bekleyen Elif’in bayramıydı.

*

29 Ekim,

Fatma öğretmenin,

Okul Müdürü İlhami’nin bayramıydı.

Yıllarca öğrenci yetiştiren, vatana evlat kazandıran emekli öğretmen Mahmut’un bayramı.

Polislerin bayramıydı mesela…

Memleketimize başka başka memleketlerden gelmiş Mehmetçiklerimizin,

Asker ağabeylerimizin bayramıydı.

*

Başı tülbentli Leman Teyze’nin,

Onun kadim komşusu Semra Teyze’nin bayramıydı 29 Ekimler.

Her bayram, pencerelerini bayraklarla ve Atatürk posterleriyle bezeyen Ziyaettin Amca’nın,

Onun kardeşi Zeki Bey’in…

*

Taksici dostların bayramıydı 29 Ekimler… Peşi sıra yollara dökülen, o coşkuyu korna sesleriyle uzak noktalara iletmek için benzin yakan amcaların…

*

Bakkal Edip Amca’nın bayramıydı ayrıca…

Sabah erken kalkar, dükkanlarının önlerindeki tezgahları bayrama özgü şeylerle donatırlardı.

Bir bayrak alana, bir kutucuk leblebi tozu ikram ederdi Edip Amca.

*

29 Ekimler,

Haftalarca prova yapan; “En iyi bando bizim bandomuz.”, diyerek kentin en işlek caddesini trampet ve adımlarıyla inleten çocuklarındı.

Onları,

Elleri patlarcasına alkışlamak için saatlerce ayakta bekleyen,

Kalabalıklar arasında başını sokabilecek bir yer bulunca, çocuğunu yaşlı gözlerle izleyebilmenin gururunu yaşayan annelerin bayramı…

*

Velhâsıl-ı kelâm…

Cumhuriyet eskiden halkın bayramıydı.

Adı üstünde, cumhurun bayramı…

Şimdi ne kalitesi kaldı,

Ne güzelliği.

Halkın bayramı, artık protokolün bayramı.

*

Oysa,

Kusura bakmasınlar ama;

29 Ekimler saray çocuklarının bayramı değildir.

Valilerin, kaymakamların…

Birkaç yüz delege ile koltuk kazanmış siyasîlerin…

Ceo’ların, dayıların;

İki kelimeyi bir araya getiremeyen seçilmişlerin bayramı değildir.

Ahmet Ağabey’i tarlasından,

Recep Ağabey’i ocağından,

Leman Teyze’yi evinden alıp alanlara taşımadıkça…

Bayram mı olur?

Çocuğun elinden trampetini,

Öğretmenin elinden bayrağını,

Anne-babasının dilinden marşını,

Gözlerindeki gurur gözyaşlarını alırsan bayram mı olur?

*

Bilmem…

Bilemem…

Olursa da,

Ancak böyle olur!