Mehtap EROL

ÇOCUKLAR NEDEN SUÇ İŞLER?

Mehtap EROL / Anadolu'dan
22 Nisan 2019 Pazartesi 11:51

ÇOCUKLAR NEDEN SUÇ İŞLER?

Çocuğunuz dünyaya geldiği zaman çok yalnız ve anti sosyal bir varlıktır. Doğduğu an, sesleri bile duyamayan çocuğun tek isteği, karnının doyurulması ve altının temizlenmesidir. Çocuk yaşadıkça sosyalleşir. Çocuğun büyüme sürecine sosyalleşme süreci de diyebiliriz. Çocuğun bakılmaya nasıl ihtiyacı varsa, sevgiye, şefkate, sosyal kabul görmeye ve model alacağı insanların olmasına da o kadar ihtiyacı vardır. Bunlardan herhangi birinin eksikliği halinde çocuk sosyalleşmesini tamamlayamayacak ve suç işlemeye yönelecektir.


Çocuğun bakıma gereksinimi olduğu kadar sevgiye, şefkate, sosyal kabul görmeye ve model alacağı insanların pozitif özellikler taşımasına da gereksinimi bulunmaktadır. Çocuk suçluluğu ile ilgili yapılan araştırmalar erkek çocukların kız çocuklarına göre çok daha çok oranda suç işlediklerini göstermiştir. Ülkemizde de suç işleyen erkek çocuklar kızlara göre epey yüksek orandadır. Buna göre suç işleyen çocukların %95’inden fazlası erkektir demek mümkündür. Toplumumuzun sosyal yapısı sebebiyle erkek çocuklar evleri haricinde de daha serbest olabilmekte, üzerlerindeki aile kontrolü daha az olmakta, farklı arkadaş gruplarına katılıp anti-sosyal faaliyetler ve suç işleyebilmek için daha kolay ortam bulabilmektedirler. Çocuk suçluluğu hakkında yapılan araştırmalarda çocukları suça yönelten sebeplerin neler olduğu araştırılmış ve buna göre suçlu çocuğun olmadığı, suça itilmiş çocuğun var olduğu belirlenmiştir.


Çocuklarda suça meyil sebepleri incelendiği zaman öncelikli olarak sevgi yoksunluğu ile karşılaşılmaktadır. Araştırmalar yetiştirme yurtlarında büyüyen çocuklarda suç işleme oranının daha yüksek olduğunu göstermiştir; zira buradaki çocukların bakım gördükleri halde çoğu sevgiden yoksun olarak büyüdükleri için hissettikleri boşluğu suç işleyerek doldurmaya çalıştıkları ve bunu toplumsal normlara bir başkaldırı olarak algıladıkları ortaya çıkmıştır.


Zamanının çoğunu sokaktaki arkadaşlarıyla geçirmeye başlayan bu çocuklar için arkadaşları artık vazgeçilmez olmaktadır. Şayet arkadaşları suça meyilli çocuklar ise onlar gibi suça karışmakta ve arkadaş ortamına göre de biçim almaya başlamaktadırlar.
Çocuklarımız varsa ve onlara sahip çıkabiliyorsak "yarınlar bizimdir" diyebiliriz. Çocuklarına değer veren milletler ve devletler "ümit" ve her şeyi" olarak görürler onları.
Buna rağmen nasıl oluyor da dünyanın dört bir yanında açlıktan ölen, eğitimsizlikten çürümeye terk edilen, adeta sahipsiz bırakılan, "suçlu çocuk yoktur" denilmesine rağmen, hala milyonlarca çocuk çeşitli şekillerde suça itilebiliyor ve ıslah evlerine düşebiliyor. Ne hazin değil mi?
Çocuğun tabiatında (doğasında) özgürlük ve aklına eseni yapma duygusu var. Buna ilk önce anne karşı çıkıyor. "Hayır" diyor, "Yemeğini bitirmelisin." diyor. Çocuk içindeki inatlaşma isteğiyle buna karşı çıkıyor. İşte burada annenin çocuğu çok fazla zorlamaması gerekiyor. Suça yönelme ya da yönelmeme davranışı böyle başlıyor.


Aslında suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır!


Özet olarak daha önce de belirttiğim gibi bu özellikler çocuğa ailede ve toplumun ilk adımı olan okulda kazandırılacaktır. Bu durumda yapılması gereken; çocuğa baskı uygulamadan kuralları onunla tartışmak, nedenler ve sonuçları açıklanarak ona benimsetmek, alınan kararlarda yaşının el verdiği miktarda yer vermektir. Bağımsız olmaya özendirilmiş gençlerin, daha bireysel olup bu dönemde önemli rol oynayan gruplarının daha az etkisi altında kalması beklenir. Bu nedenle de çocuğa seçim özgürlüğü tanınır, görüşleri dikkate alınır, konuştuklarına ilgili ve olumlu cevaplar verilir ve aynı zamanda iletişim kurması, kültürel ve akademik eğitimi de desteklenirse çocuğu suç işlemeye itecek tüm nedenler oradan kalkmış olur.


Sevgiyle kalın…