CARİ AÇIK YÜKSELMEYE DEAM EDİYOR YENİ KRİZ KAPIDA!

15 Eylül 2020 Salı 14:28

CARİ AÇIK YÜKSELMEYE DEAM EDİYOR YENİ KRİZ KAPIDA!

Temmuz’da aylık 1.8, yıllık 14.9 milyar dolara yükselen cari açık, ekonomide risklerin arttığını gösteriyor. Gümrük duvarlarını yükselterek, ithalatı kısmaya yönelen iktidarın bu hamlesi de sonuç vermedi!

Korona salgının pik yaptığı Mart-Nisan aylarından itibaren kapanan ekonomi nedeniyle yılın ikinci çeyreğinde yüzde 9,9 küçüldüğü açıklanan ekonomik tabloya rağmen cari açıktaki yükselişin hızlanması, çok ciddi döviz kıtlığı ve ödemeler dengesi bilançosu, krizi işaret ediyor. Merkez Bankası’nın (MB) açıkladığı Temmuz 2020 Ödemeler Dengesi verilerinde ortaya çıkan tablo, ithalattaki tüm kısıtlama önlemlerine, yükseltilen gümrük duvarlarına rağmen ödemeler dengesi ve cari açıktaki riskin büyüdüğünü teyit etti. MB rakamlarına göre, Temmuz 2019’da aylık 1 milyar 990 milyon dolar ‘fazla’ veren cari işlemler hesabı, 2020 Temmuz’unda 1 milyar 817 milyon dolar açık verdi. Yine geçen yılın temmuz ayı itibarıyla yıllık 2,1 milyar dolar ‘fazla’ veren cari dengenin de bu yıl temmuz sonunda 14 milyar 941 milyon dolar açık verdiği gözlendi. Bu gelişmede, özellikle turizm gelirlerini de kapsayan hizmetler dengesi kaynaklı net döviz girişlerinin temmuz ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla 4 milyar 617 milyon dolar azalması en önemli etkenlerden birisi. İthalatı kısmak için 30 Eylül’e kadar binlerce malın gümrük vergilerine getirilen artışa karşılık, MB’nin açıkladığı tablo, vatandaşın ve şirketlerin döviz talebini kısmak için alınan kararların başarısız olması gibi, ithalatla ilgili vergi artırma kararlarının da sonuç vermediğini gösteriyor. Ticaret Bakanlığı’nın Ocak-Ağustos dönemi dış ticaret verilerine bakılırsa ihracat 8 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 gerilerken ithalattaki gerileme bunun 12’de biri düzeyinden, sadece yüzde 1,1’de kaldı. En son açıklanan ağustos ayı dış ticaret rakamlarında ise iktidarın ‘rekabetçi kur’ ile ihracatın artacağı iddiasına karşılık, ihracat yüzde 5,7 gerilerken patlayan altın talebiyle birlikte ağustos ayında ithalatta yüzde 21’e varan artış yaşandı.
Özellikle altın ve kıymetli maden talebindeki olağanüstü artış, ithalatı yukarı çekiyor. Geçen yılın Ocak-Ağustos döneminde 7,3 milyar dolar olan toplam altın ithalatı bu yılın aynı döneminde yüzde 120’ye varan artışla 16,1 milyar dolar tutarına yükseldi. Bunun sadece 4,2 milyar dolarlık kısmı ağustos ayında yani bir ayda yapılan altın ithalatı. Ayrıca normalleşmeye geçişle birlikte Haziran ayından itibaren başlatılan kamu bankalarının kredi kampanyalarıyla dağıtılan konut, otomobil, tüketim ve ihtiyaç kredilerinin yarattığı parasal genişlemenin önemli bölümü de yine ithal ürün, mal ve malzemelere gitmiş görünüyor.
Süresi 30 Eylül’de dolacak olan gümrük vergisi artışları mevcut döviz rezervi tablosunda büyük ihtimalle yeni Cumhurbaşkanı kararlarıyla uzatılacak. Öncelikle bu vergilerin süresi uzatılmadığı takdirde en az yüzde 30 daha aşağı düşecek gümrük vergileriyle ithalat talebinin artması kaçınılmaz. Ancak ne MB’nin ne de kamu bankaları ve özel bankaların elinde ithalata dönük böylesi bir ani döviz talebi artışını karşılayabilecek rezerv yok. İkinci çeyrek büyüme verilerinde sanayi sektörünün yüzde 16,5 küçülmesi, ihracata dönük üretim yapan sanayinin artan kur ve gümrük vergisi maliyetleri nedeniyle üretimini yavaşlattığını işaret ediyor. Dolayısıyla iktidarın ‘3 ve 4’üncü çeyrekte ekonomik büyüme, üretim ve istihdam artışı, yılı pozitif büyümeyle kapatma’ iddiasının gerçekleşebilmesi için, 30 Eylül sonrasında en azından yerli ikamesi olmayan üretim girdilerinde gümrük vergilerinin aşağı çekilmesi gerekiyor. Bu ise altın talebiyle birlikte ithalatın daha da yükselmesi, dış ticaret açığının ve cari açığın büyümesi, bunun da enflasyon artışını yukarı çekmesi anlamına geliyor. Günü birlik kararlarla ekonomiyi yönetmeye çalışan iktidarın, gümrük vergilerini yükselterek ithalatı ve döviz talebini kısma politikası da aradan geçen dört ayda sonuç vermemiş görünüyor. Süre uzatılmaz ve artırılan gümrük vergileri Nisan-Mayıs aylarındaki seviyesine geri çekilirse de bu kez, ithalattaki artış ve buna yönelik döviz talebindeki yükselişin karşılanamaması, yükselen döviz talebinin kurları daha da yukarı çekmesi söz konusu olacak. Bu da iktidarı dövize yönelik yeni kısıtlayıcı ve kontrol içeren kararlar almaya zorlayacak!