AĞUSTOS RAKAMLARI OLUMLU DEĞİL

14 Eylül 2020 Pazartesi 13:42

AĞUSTOS RAKAMLARI OLUMLU DEĞİL

Ağustos’ta ihracat yüzde 5,7 geriledi. Altın ithalatındaki büyük patlamayla birlikte yüzde 20,6 düzeyinde ithalat artışı gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı gerilerken, dış ticaret açığı büyüyor!

Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan son verilerle ağustos ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,74 oranında azalarak 12 milyar 463 milyon dolar olurken, ithalat ise yüzde 20,64 artarak 18 milyar 776 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu verilerle ağustos ayında dış ticaret açığı aylık 6 milyar 312 milyon dolar tutarına ulaştı. Dış ticaret hacmi yüzde 8,52 artarak 31 milyar 239 milyon dolar seviyesine yükselirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 66,4 oldu.

Koronavirüs en yoğun olduğu nisan ayında 8 milyar 975 milyon dolar olan ihracat, normalleşme adımları sonrasında mayıs ayında 9 milyar 956 milyon dolara, haziran ayında 13 milyar 462 milyon dolara ve temmuz ayında 15 milyar 12 milyon dolara yükselmişti. Ağustos ayında ise ihracattaki yükselişin hızı kesilince yaklaşık 3 milyar dolar düzeyinde gerileme yaşandı ve 12 milyar 463 milyon dolar tutarında ihracat yapıldı. Son 12 aya ilişkin dış ticaret verilerine bakıldığında ihracat bir önceki yıla göre yüzde 8,09 oranında azalış ile toplam 165 milyar 792 milyon dolar, ithalat ise yüzde 2,69 oranında artış ile 208 milyar 781 milyon dolar oldu.

Ağustos ayında en fazla ithalat 14 milyar 469 milyon dolar ile ham madde grubunda yapıldı. Bu da ihracata dönük üretimin ithalata bağımlılığını teyit ediyor. Dolayısıyla kur artışlarının üretim maliyetleri üzerindeki negatif etkisinin yansımasının işareti. Hazine ve Maliye Bakanı 2018 ve 2019’da döviz kurlarındaki yükselişi dış güçlerin oyunu olarak izah ederek tepelerine yumruğu indirdiklerini dile getiriyordu. Merkez Bankası ve kamu bankalarının 100 milyar doları bulan ucuz döviz satışlarına rağmen son bir aydan bu yana döviz kurlarının yeniden tırmanışa geçmesini bu defa önemsiz bir gelişme olarak sunuyor. Maaşların dolarla ödenmediğini ifade eden Bakan, TL’nin değer kaybının da sorun yaratmayacağını aksine ‘rekabetçi kur’ sayesinde Türkiye ekonomisinin canlanarak büyüyeceğini öne sürüyor. Oysa dış ticaret verilerinin de ortaya koyduğu gibi Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin üretimi ağırlıkla ithal hammaddeye, ara malı, yatırım malına bağımlı. Kur artışıyla yükselen ithal girdi maliyetlerinin fiyatlara yansıtılması, fiyat artışlarının, zamların yaşanması, enflasyonun yükselişe geçmesi kaçınılmaz.

Bakanın rekabetçi kur söylemini tekzip eden gelişme ise ihracattaki düşüşle kendisini gösteriyor. Türk ihraç ürünlerinin fiyatlarının TL’deki değer kaybı ve kurdaki yükselişle birlikte ucuzlaması, rekabetçi hale gelmesi ve ihraç mallarına talebin artması beklenirken ihracat geriliyor. Turizmdeki ağır döviz geliri kayıplarından sonra ihracatta da düşüş yaşanması, ihracat gelirlerinin azalması Türkiye’deki döviz kıtlığını, krizini derinleştirecek, tetikleyecek bir gelişme.

Dış ticarette ağustos ayı tablosu önümüzdeki aylara ilişkin olarak döviz gelirleri ve bankacılık sektörünün, özel sektörün döviz borçlarının çevrilmesi, bir yıl içinde vadesi gelecek 160 milyar dolar aşkın döviz borcunun geri ödenmesi açısından tehlike sinyalleri veriyor. Sayın Bakanın savunduğu rekabetçi kurun, TL’deki değer kaybının ihracatı artırmadığı görülüyor. Bunun da nedeni korona salgını nedeniyle Türkiye ekonomisinin daralması gibi ithalatçı ülkelerin, Türk ihraç ürünlerini talep eden ülkelerin ekonomilerinde de sert daralma ve küçülmelerin yaşanıyor olması. Hemen tüm dünya ülkelerinde özellikle ikinci çeyrekte Çin dışında yüksek oranlı ekonomik küçülmeler yaşanırken bu hem iç talebi hem de dış talebi büyük ölçüde olumsuz etkiliyor. İthalat siparişlerindeki düşüşü beraberinde getiriyor. AB ekonomilerinin yüzde 12’nin üzerinde, Almanya’nın yüzde 11 düzeyinde daralma yaşadığı dikkate alındığında en büyük ihraç pazarımız olan AB ülkelerine ihracatın düşeceği apaçık ortada.